Gassan Kenefani’nin ifadesiyle “öpülesi bir neşterin göğsü yarıp oraya sahici bir yüreği yerleştirmesidir” Filistinli olmak. Özellikle vatanından uzakta, sürgünde yaşayan Filistinlinin kendini bulma sürecidir bu. Kenefani bu tanımlamasını oğluna adadığı bir yazısında yapmakta ve ardından şöyle yazmaktadır:

“Uzakta kalmış bir vatan yeniden doğmakta: Tepeleri, ovaları, zeytin bahçeleri, ölmüşleri, yırtılmış, katlanıp kaldırılmış bayrakları, hepsi, etten ve kandan yoğrulu bir geleceğe doğru yollarını bulmakta, işte, gene bir çocuğun yüreğinde yeniden doğmaktadırlar.”[1]

Kenefani’nin oğluna adadığı yazısında belirttiği ifadeler kendisi içinde geçerlidir. Filistin’in işgali nedeniyle Kenefani ve ailesi yaşadıkları Akka’yı terk edip önce Lübnan’a, ardından ise Şam’a gitmek zorunda kalmışlardır. İlerleyen süreçte öpülesi bir neşter Kenefani’nin göğsünü yararak oraya sahici bir yürek yerleştirmiş ve Kenefani, Filistin direnişinin önemli aktörlerinden biri haline gelmiştir.

Gassan Kenefani

Nekbe, Soykırım

Filistin halkı en başından beri sömürgecilere karşı mücadele etmektedir. Buna 1930’lu yıllarda İngiliz sömürgecilerine karşı verilen mücadele örnek verilebilmektedir. 1936’da Filistin işçi sınıfının başlattığı altı ay süren genel grev ve ardından İzzettin El Kassam liderliğinde başlayan ayaklanma ancak 1939’da 40 bin kişinin katledilmesiyle bastırılabilmiştir.[2] 1881 yılında ise Filistin’de ilk Siyonist Yahudi sömürgeciliğin görülmesiyle Filistinliler açısından başlayan yıkım 1880’lerden günümüze değin devam etmiş ve hâlen de devam etmektedir. Filistinlerin uğramakta olduğu yıkımı Arapça bir kelime olan Nekbe daha doğru ifade etmektedir. Kavramın İngilizceye felaket, yıkım veya facia olarak çevrilmesine karşın bu çeviriler anlamını tam olarak karşılamamaktadır. Yıkım anlamına gelen Yunanca katastrof’tan veya yıldızların ters bir işaret göndermesi anlamına gelen Latince felâketten farklı olarak Nekbe, bir halkın bilinçli olarak felakete uğraması, bir ülkenin ve vatandaşlarının iyi bir planla yakılıp yıkılması anlamına gelmektedir.[3] Bu anlam üzerinden Nekbe’nin Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından “bir insan topluluğunu ulusal, dinsel vb. sebeplerle yok etme” olarak tanımlanan soykırım kavramıyla aynı anlama geldiği kanaatindeyim. İşgalin başladığı ilk yıllardan beri Filistinliler sadece sürgüne tabi tutulmamış, atalarının yaşadığı yerleşimler yıkılarak yerine Yahudi yerleşimleri oluşturulmuştur. Örneğin, Mahlul köyünün yerine Nahalal, Cibta yerine Guat, Haneyfa yerine Sarid ve Tel-Şaman yerine Kfar-Yehousa kurulmuştur.[4]

Silahlı Mücadeleden Teslimiyetçiliğe: El-Fetih

1959 yılında Yaser Arafat’ın liderliğinde kurulan ve Filistin direnişini sırtlayan ilk örgüt olan El-Fetih ilk başlarda silahlı direniş ilkesinden ödün vermeyen, halkçı bir imaja sahiptir. El-Fetih’in Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) içindeki baskınlığı ve mülteci kamplarında tutuluyor oluşu, 1967’den sonra El-Fetih’in diğer hareketler üzerinde otorite kazanmasına neden olmuştur. [5]

Yaser Arafat BM Genel Kurulunda.

Arafat 1974 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda yaptığı konuşmasında silahlı direniş hakkına vurgu yapmış ve Filistin mücadelesini emperyalizme, sömürgeciliğe ve ırkçılığa karşı verilen küresel mücadelenin bir parçası olarak tanımlamıştır. 1987 yılında başlayan Birinci İntifada da Filistinliler İsrail ordusuyla karşı karşıya gelmiş ve kitlesel gösteriler, grevler ve vergi ödemenin reddedilmesi gibi doğrudan doğruya Filistinlilerin sömürgeci kurumlarla bağını kesmeyi amaçlayan sivil itaatsizlik eylemleri düzenlemişlerdir. İntifadanın halk konseyleri ve Ulusal Birleşik İntifada Liderliği tarafından yürütülmesine karşın bu süreçte El-Fetih’in de etkisi bulunmaktaydı. Bu etki 1991’de Madrid’deki barış görüşmeleri ve 1994’de gerçekleşen Oslo süreciyle İntifadanın sona ermesine neden olmuştur.[6] Anlaşmalardan sonra silahlı mücadeleyi ön plana çıkaran El-Fetih’in konumu daha pasifist bir noktaya evirilmiştir. Bu şekilde El-Fetih ve FKÖ, İsrail’in etnik temizlik ve işgalin maksimizasyonu gibi iki kurucu ilkesini de örtük olarak onaylamıştır. Oslo ve ona eşlik eden Paris Protokolü, yerleşimci-sömürgeci bir projenin sosyoekonomik dinamiklerini tahkim etmiş ve Filistin Özerk Yönetimini (FÖY) İsrail’in bir kolu haline getirmiştir.[7] Filistin sorununun en önemli maddesi olan mültecilerin geri dönüş hakkına hiç değinmeyen ve yalnızca zayıf, bağımlı kontrol altında bir FÖY yaratan bu anlaşma Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC), Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi (FDHKC), Filistin İslami Cihad (FİC) ve Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas) gibi direniş güçleri ve halkın büyük çoğunluğunun tepkilerine karşın Arafat yönetimi tarafından imzalanmıştır. Arafat yönetiminin uzlaşmacı tavrı İsrail’in isteğiyle Hamas ve FHKC gibi muhalif ve silahlı mücadeleyi temel alan güçlere yönelik tutuklamalar gerçekleştirmesine neden olmuştur[8]. Bu pasifist tavır El-Fetih içinde yer alan kişilerin Hamas ve FİC gibi örgütlere kaymasına yol açmıştır. Örgütün zayıflaması Filistin direnişi içinde önemli yer tutan El-Fetih’in gerilemesine, Hamas ve FİC gibi yeni İslami aktörlerin ön plana çıkmasına neden olmuştur.

Yaser Arafat

Filistin Solunun Krizi, Dünya Solunun Krizi

Filistin direnişinde önemli rol oynayan ve ilk kurulan Marksist örgüt 1967 yılında kurulan FHKC’dir. İlerleyen süreçte siyasi görüş farklılıklarına bağlı olarak örgüt FDHKC ve Filistin’in Özgürlüğü için Halk Cephesi — Genel Komutanlık (FÖHC-GK) olmak üzere ikiye ayrılmıştır. 1969 yılında kurulan FDHKC, FHKC’nin daha solunda (Maoizm) bir siyasi çizgiye sahip olması dolayısıyla FHKC’den ayrılmaktadır. 1968 yılında kurulan FÖHC-GK ise orijinal bir program yerine Ahmet Cibril’in George Habbaş’a muhalefetiyle şekillenen bir eylemselliğe sahiptir.[9]

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)’nin yıkılmasının ardından Filistin solu zayıflamaya başlamıştır. FHKC’nin haftalık gazetesi Al-Hadaf’ın editörü Nassar İbrahim’e göre bunun en temel nedeni uzun süre boyunca Filistin solunun Filistin koşullarına uygun olmayan bir devrim modeline bağlanmasıdır.[10] Bu sarsılma sadece Filistin soluna özgü değildir. Lenin’in ölümünden sonra bürokratik ayrıcalıklar taşıyan bir zümre güç kazanmış ve Marx’ın kuramıyla alakalı bütün ciddi ve teorik tartışmalar sona ermiştir.[11] “Marksizm-Leninizm” adı altında dünyanın her yerine ihraç edilen resmi bir ideoloji oluşmuştur. Bu ihraç sonucunda dünya solu özellikle Marx ve Lenin tarafından ortaya koyulan devrim stratejisine yabancılaşıp Sovyetler Birliği “Devletini” koruyan Kızıl Ordu subayı haline gelmiştir.[12] Kısacası Marksizm ortodoks hale getirilmiştir. Berdyavev’de bunu kanıtlar şekilde “Rusya’da komünist ihtilal; totaliter Marksizm, proleteryanın dini olarak Marksizm adına, fakat Marx’ın toplumların gelişimi konusunda söylediği her şeyin aksine gerçekleşti.”[13] demektedir. Lenin’in teori ile devrimci pratiği birbirine bağlayarak, Marksizmi Rusya’nın özgül koşullarına göre uygulamasının[14] göz ardı edilmesi Marksizm’in diğer bölgelerde yerelleşmesini ve Marksizm’in güncel sorunlara çözüm sunmasını engellemiştir. FHKC’de bu durumun farkına varmış ve 5. Ulusal Kongresinde Marksist teorinin eleştirel bir zihinle yeniden gözden geçirilmesine ve Arap gerçeğini, yani, Marksizm’in Araplaştırılmasını da göz önüne alarak ve durağanlığı reddederek onun bir yenilenmeye ve sınava tabi tutulmasına karar vermiştir.[15]

Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) Savaşçıları

Yükselen İslamcı Aktörler: Filistin İslami Cihad, Hamas ve Mücahit Hareketi

Sol-seküler örgütlerin yaşadığı krizlere eş zamanlı olarak İslamcı örgütler yükselişe geçmiştir. İlk İslamcı örgüt olan FİC 1981 yılında kurulmuştur. Hamas’tan sonra ikinci en güçlü direniş örgütüdür. Hamas’la arasındaki temel farklardan biri merkezinin Gazze’de olmasına karşın Batı Şeria’da da güçlü bir varlığının bulunmasıdır.[16] Ayrıca Hamas’ın aksine İsrail’le uzlaşmayı reddeden FİC seçimlere katılarak, Gazze’de veya Batı Şeria’da siyasi mücadele vermeyi tercih etmemektedir.[17] Ramazan Şallah “Filistin, İslami hareketin temel sorunudur.” düşüncesini şiarlaştıran ve ilk ortaya atan hareketin FİC olduğunu vurgulamaktadır. FİC temel olarak Filistin’in kurtuluşunu amaçlamakla birlikte ilke olarak İslam’ı, araç olarak ise cihadı temel almaktadır.[18] Nazım Ömer’in 2008’de yayımlanan “Filistin İslami Cihad Hareketi’nin Siyasal İdeolojisi” kitabında anlattığı gibi bazı gruplar din olgusunu mücadeleyle alakasız kişisel bir mesele olarak görürken, FİC İslam’ı bir ideoloji olarak değerlendirmenin direnişi zafere taşıyacak ve İslam ümmetini uyandıracak kilit noktalardan biri olduğuna inanmaktadır.[19] Her ne kadar Hamas da cihat kavramını sıklıkla kullansa da Murat Kayacan’a göre Hamas’ın İsrail’e karşı kullandığı ve yükselttiği cihat çağrısı ile ortaya koyduğu tutum kendi iç siyasi hesaplarıyla, Filistin’deki diğer siyasi güçlerle arasındaki yarışın bir yansımasıdır. FİC ise uygulamada katı ve vahyi kaynaklar çerçevesinde kozmopolit bir cihat anlayışını öne sürmektedir.[20] Ramazan Şallah’ın aşağıdaki ifadesi de FİC açısından cihadın önemini ortaya koymaktadır:

“Kaldı ki, İslami Cihad geleneksel İslami hareketlerin önceliklerini oluşturan dernek ve hayır işlerindeki rekabete katılmak için kurulmadı. İslami Cihad’ın amacı hiç kimseyle bu alanda rekabet etmek değildir. Eğer başından beri bu yolu izlemiş olsaydık İslami harekete hiçbir yeni katkı olmayacaktı. Oysa İslami Cihad gibi bir hareketin doğması bir zaruretti. Bunun için bizim kanaatimiz davetin bütün alanlarda işgale karşı direnişe ve cihada evrilmesi idi.”[21]

Filistin İslami Cihad (FİC) Savaşçıları

Cihad kavramı Filistinli Maoistler içinde önemli bir seçenek olarak ön plana çıkmıştır. Mao’nun 1976’da ölmesi, Dörtlü Çetenin devrilmesi, Çin’in Birleşmiş Milletler (BM)’e kabulü ve Sovyetler’in Mısır’dan çıkarılmasıyla birlikte Filistinli Maoistlerin, Maoist düşünceden kopuşu başlamış ve ideolojik yönelim krizi 1976 yılından 1982 yılına kadar sürmüştür. Faaliyetlerine El-Fetih içinde Maoist olarak başlayan Ebu Hasan Bahays ve Hamedi Tamimi bu süreçten etkilenmiş ve FİC’in Lübnan kolu olan İslami Cihad Tugayları (İCT)’nı kurarak İslam’a yönelmişlerdir.[22] Benzer şekilde bir dizi El-Fetih üyesi Maoist 1979–1984 yılları arasında İslam’a ihtida etmişlerdir. Manfred Singh, Maoistler’deki değişimin İslami terimler dahilinde üretilen yeni silahlı mücadele formülünde yankısını bulduğunu öne sürmektedir. Kısacası ortaya çıkan sonuç ne İslamileşmiş bir Maoizm ne de Maoist bir İslam’dır, ikisinin uzlaştırılmasının imkansız olduğu bir yoldan, Maoistlerin halk savaşı savunularının yeniden belirli bir çerçeveye oturtulmasıdır.[23] El-Fetih’in teslimiyetçiliğe yöneldiği bir dönemde İslamcı örgütlerin ortaya koyduğu cihat fikri yenilenmiş bir silahlı mücadele fikri olarak ön plana çıkmış ve cazip gelmiştir.

Hamas 1978 yılında “el-Mucamma el-İslâmî” adlı bir hayır kuruluşu olarak Şeyh Ahmed Yasin tarafından Gazze’de kurulmuş ve ardından 1987 yılında gerçekleşen Birinci İntifadayla birlikte Hamas adı altında silahlı direniş örgütüne dönüşmüştür.[24] El-Fetih’le arasındaki iktidar mücadelesi çatışmalarda yol açmış ve 2007 yılında Gazze’deki yönetimi ele geçiren Hamas El-Fetih’i Gazze’den çıkarmıştır. O tarihten sonra Hamas’ın en öncelikli gündemini bir yandan Filistin iç barışını yeniden tesis edebilmek için yürütülen pazarlıklar, diğer yandan uluslararası aktörlerin atacağı adımlarda bir siyasi aktör olarak tanınma mücadelesi oluşturmuştur.[25] Hamas’ın Gazze’de egemen güç haline geldikten sonra Gazze’yi daha yaşanır kılmak için çeşitli sosyal faaliyetlere girişmesi Hamas’ın tabanını genişletmiştir.

Hamas Savaşçıları

Zamanında sivil ve askeri alanlara yönelik gerçekleştirilen intihar bombacılığı eylemleri genel olarak Hamas’la özdeşleştirilmektedir. Öne sürüldüğü gibi bu tür eylemler belli bir liderlik yönlendirmesiyle gerçekleşmemektedir. Son yıllarda geliştirilen ve “sosyal network perspektifi” diye adlandırılan bakış açısı ve bulgular ortaya koymaktadır ki, bu tür eylemlerin karar aşamalarında hiyerarşik örgütsel bir süreçten ziyade yerel, bağımsız ve yatay ağlar daha çok rol oynamaktadır.[26] Hamas başta olmak üzere diğer tüm direniş örgütlerinin envanterlerindeki silah sayısının ve çeşitliliğinin artmasıyla birlikte bu tür eylemler terk edilmiştir. Özellikle Hamas ve Kassam Tugaylarının sadece diğer taraftaki askerî alanları hedef alma konusunda ısrarcı ifadeleri bulunmaktadır.[27]

Hamas, el-Kaide ve daha sonrasında IŞİD gibi küresel ölçekli projeleri olan örgütlerle arasına mesafe koymuş ve Filistin ekseninin ötesinde kurumsallaşan bir dava sürdürmemiştir. Gazze’deki siyasi radikalleşmeyi engellemeye çalışan Hamas, Gazze’deki diğer grupları kendi çizdiği silahlı direniş doğrultusunda tutmaya çalışmış ve bu alanın dışına çıkan Ceyş el-İslam, Ceyş el-Umma, Cund Ensarullah ve el-Tevhid vel- Cihad gibi selefi grupları baskılama yolunu tercih etmiştir.[28] Hamas’ın bunu tercih etmesi özellikle İsrail tarafından öne sürülen “Gazze’de radikaller var.” iddiasını ortada kaldırmak ve kendi bilgisi dahilinde olmayan saldırıların önüne geçme isteğidir. Hamas bu şekilde Gazze’deki ablukanın kalkmasını amaçlamaktadır.

Gazze’de Hamas ve FİC’e göre daha küçük bir grup olan Mücahitler Hareketi adlı İslamcı bir grup da bulunmaktadır.[29] Bu grup daha önce El-Fetih’e bağlı olan kişiler tarafından kurulmuştur. Oluşum daha sonraları El-Fetih’ten tamamen ayrıldığını duyurmuştur.[30]

Filistin’deki Diğer Örgütler

Aslanlar Yuvası Savaşçışı

Ağırlıklı olarak bilinen örgütlere karşılık Filistin’de farklı direniş grupları da bulunmaktadır. Bu bağlamda gruplar çeşitlilik arz etmektedir. Bunlardan ilki Filistin Direniş Komiteleri (FİD)’dir. Kökeni İkinci İntifadaya dayanan grubun ağırlıklı olarak zamanında El Fetih ya da FÖY’ün güvenlik güçleri içinde yer almış kişilerden oluştuğu düşünülmektedir.[31] Diğer grup ise 2020 yılında Filistinliler açısından önemli olan Cenin Kampında kurulan Cenin Taburu’dur. Geleneksel örgüt yapısından farklılaşan grup Filistin hizip örgütlerinden bağımsız olarak mevcut koşulları reddeden ve silahlı direnişi benimseyen herkesi kapsamaktadır. Grup üyelerinin kapsamlı bir askeri eğitimi olmamasına karşın grup, dayatılan gerçekliği reddetme ve silahlı direniş yoluyla özgürlüğü arama konusunda net bir vizyona sahiptir.[32] Cenin Taburu gibi geleneksel örgüt yapısını reddeden diğer bir grup 2022 yılında kurulan ve El-Nablusi’nin öldürülmesinden sonra gittikçe büyüyen Nablus Taburu’dur. Tabur sonrasında Aslanlar Yuvası olarak adını değiştirmiştir. Batı Şeria veya Gazze’de herhangi bir siyasi grubun parçası olmayan ve esasen İsrail işgaline karşı savaşmaya odaklanan grubu çoğunlukla 20’li yaşlarında öfkeli, hoşnutsuz Filistinliler oluşturmaktadır.[33] Faik Bulut’un da ifade ettiği üzere bu oluşum, sadece fiziksel olarak canlı bir örgüt olmaktan öte, adeta bir direnişçi ruhu ve bilinciyle bölgede dolaşan “seyyar hayalet” misali dört bir yanda, köşe bucakta görülmekte, konuşulmakta ve fikirsel bir fenomen halini almaktadır. Belli bir liderliğinin olmamasından dolayı FÖY ve İsrail istihbaratının eylemlerini önceden kestiremediği grubun çağrısıyla gençler sokak aralarında çatışmalara girmektedir.[34]

Cenin Taburu Savaşçıları

İşgale Karşı Birlik: Filistinli Direniş Grupları Müşterek Odası

Filistin’deki direniş örgütleri düşünsel farklılıklarına rağmen işgale karşı mücadelede yıllardır birlikte hareket etmektedirler. “Filistin Direnişi Ortak Operasyon Odası” ilk defa 2006 yılındaki çatışmalarda Hamas ve FİC tarafından güçlerini birleştirmek için kurulmuştur. 2014 yılında İsrail’in Koruyucu Hat Operasyonuna karşı 12 örgüt birleşmiş ve bu Oda 2018 yılında “Filistinli Direniş Grupları Müşterek Odası” adıyla resmileşmiştir. Bu Oda da Hamas’ın askeri kanadı olan “İzzeddin el-Kassam Tugayları”, FİC’in askeri kanadı “Kudüs Tugayları”, FHKC’nin askeri kanadı “Şehit Ebu Ali Mustafa Tugayları”, FDHKC’nin askeri kanadı “Ulusal Direniş Tugayları (Ömer el-Kasım Tugayları)”, Halk Direniş Komiteleri (HDK)’nin askeri kanadı “El-Nasır Salah el-Din Tugayları”, Mücahitler Hareketi’nin askeri kanadı olan “Mücahitler Tugayı”, FÖHC-GK’ın askeri kanadı olan “Şehid Cihad Cibril Tugayları”, “Aslanlar Yuvası” ve “Gece Karışıklığı Birlikleri” yer almaktadır. Ayrıca eski El-Fetih kadrolarının örgütten ayrılarak kurduğu “Nidal el-Amudi Tugayı”, “Fırtına Ordusu”, “Şehit Eymen Cude Grubu” ve “Abdulkadir el-Huseyni Tugayları” bu Oda içinde faaliyet göstermektedir.[35] El-Fetih’in askeri kanadı olan “El-Aksa Şehitleri Tugayı” bu Oda içinde yer almamakla birlikte sözlü olarak destek vermektedir.[36]

Bu birlikteliğe rağmen Hamas Kasım 2019’da FİC’in lideri olan Baha Ebu el Atta ve eşinin İsrail tarafından öldürülmesine misilleme olarak düzenlenen “Şafak Kükremesi Operasyonuna” dahil olmamıştır. Bunun nedeni 2018’de roket saldırılarının durdurulmasını temin eden anlaşma sonucu Gazze kapılarının kontrollü olarak açılarak Katar’dan Hamas’a gelen maddi kaynak akışıdır. Anlaşmanın arabulucusu olan Mısır’la arasını bozmak istemeyen ve İsrail’le büyük bir kapışmayı zamansız bulan Hamas maddi kaynak akışı kesilmesin diye direnişi evcilleştirme oyununa alet olmakla suçlanmıştır.[37] Arada gerçekleşen fikir ayrılıkları ve eleştirilere rağmen 2021 yılında İsrail’e karşı gerçekleştirilen “Kudüs’ün Kılıcı Operasyonu” ve 2023 yılında gerçekleştirilen “Aksa Tufanı Operasyonu” bütün grupların katılımıyla bu Oda tarafından gerçekleştirilmiştir. FHKC sorumlusunun “bugün FHKC, Hamas ya da İslami Cihad yok, sadece direniş var, hepimiz Filistinliyiz.” şeklindeki ifadesi ilerleyen yıllarda örgüt isimlerinin gerileyerek direnişin ön plana çıktığını ortaya koymaktadır.[38] Irak Yurtseverleri Birliği Temsilcisi olan Muhammed J. Jabar Faris’de bu birlikteliğin önemini “yerel birliktelikler önemli; Hamas’la, İslami Cihad’la işgale karşı ortak bir cephe oluşturmasaydık, beş yıllık intifadayı sürdürmemiz mümkün olmazdı.”[39] diyerek vurgulamaktadır.

Filistinli Direniş Grupları Müşterek Odası

Sonuç Yerine: Mücadele Sürüyor

Yıllardır yokluk ve baskı kıskacında hayatlarını sürdüren Filistinlilerin mücadelesi durmaksızın devam etmektedir. Bu mücadelenin son aşaması Filistin’deki bütün örgütlerin dahil olduğu “Filistinli Direniş Grupları Müşterek Odası”dır. Her ne kadar son dönemde Hamas ön plana çıksa da çeşitli gruplar bu saldırılarda rol oynamaktadır. Bu nedenle İsrail ve Filistinli gruplar arasında gerçekleşen savaşı “İsrail-Gazze Savaşı” veya “Hamas-İsrail Savaşı” olarak adlandırmak Filistin mücadele tarihini yok saymakla birlikte Filistin mücadelesinin Hamas özelinde marjinalleştirilmesine imkan sağlamaktadır. Hamas’ın Filistin mücadelesinin önemli bir aktörü olmasına rağmen direniş tüm Filistinlilerin farklı şekillerde dahil olduğu bir süreçtir. Bu söylemin benimsenmesi mücadelenin belli bir çevreye sıkıştırılmasını engelleyecektir. Filistinli grupların aralarında toplumsal ve siyasi açıdan görüş farklılıkları olduğu açıktır. Filistin gerçeğinden bihaber kimseler için ortaya koyulan birliktelik oldukça şaşırtıcıdır. Filistin gerçeği her şeyi kendi çerçevelerinden analiz eden ve seküler-dindar ikiliğine sıkıştıran kimseler tarafından anlaşılmamaktadır. Var olan görüş farklıkları ve Filistin’in nasıl bir toplumsal-siyasi programla yönetileceği ancak ve ancak Filistin özgürleştiğinde önemli olacaktır.

“Aksa Tufanı Operasyonu” sırasında ve önceki operasyonlarda atılan füzelerin “İsrail’deki sivil yerleşim yerlerine geldiği” ve “Filistinlilerin de bu süreçte İsrail kadar hatalı olduğu” kimi kişiler tarafından vurgulanmaktadır. Bu söylem elinde bütün teknolojik silahların bulunduğu İsrail’le, su borularından füze yapan Filistinli grupları eşitlemektedir. 2 sayısının 1 sayısına eşit olmayacağı herkesin malumudur. Abluka altındaki bir halk elindeki kısıtlı imkanlar dahilinde mücadele vermektedir. Bu imkanlar 2000’li yıllarda askeri ve kamusal alanlara yönelik intihar bombacılığı eylemleriyken — ki bu eylemler 2008 sonrası terk edilmiştir — son dönemlerde İsrail tarafına atılan yoğun füze atışlarıdır. İntihar bombacılığı eylemleri her ne kadar Doğulu ve Batılı entelektüeller tarafından kınansa da bu eylemler Steve Salaita’nın ifadesiyle “geri dönüş umudunu” ifade etmektedir. Salaita bu eylemleri ve bu eylemlere duyulan mutluluğu şöyle açıklamaktadır:

“Zamanla, bu coşkunun büyük ölçüde bir umudun ifadesi olduğunu anladım. Hem de çok basit, son derece insani olan bir umudun: bir gün eve dönme umudunun. Sömürgeciye karşı yapılan her saldırı bir geri dönüş olasılığını temsil ediyordu. Filistinliler duruma soyut ya da idealist bir gözle bakmıyorlardı. Son derece pratiktiler.”[40]

Son dönemde İsrail tarafına atılan füzelerin sivil yerleşim yerlerine düşmesi üzerinden yine Filistinliler kınanmaktadır. Hamas’ın Gazze’deki lideri Yahya Sinvar Vice News’e verdiği röportajda güdümsüz füzeleri neden kullanmak zorunda olduklarını ve ellerindeki kısıtlı imkânları şu şekilde açıklamaktadır:

“Elinde silâh cephaneliği, son teknoloji ürünü teçhizat ve hava araçları bulunan İsrail çocuklarımızı ve kadınlarımızı bilerek bombalıyor. İsrail’in elindekilerle kıyaslandığında ilkel görünen silâhlarla direnen ve kendilerini savunanları İsrail ile kıyaslayamazsınız. Askeri hedefleri vuracak güdümlü füzeler atabilecek imkân ve becerimiz olsaydı, kendi çabamızla yaptığımız roketleri kullanmazdık. Halkımızı elimizde olanlarla savunmaya mecburuz, elimizde olan da bu.”[41]

Koşulların eşit olmadığı bir durumda güçlü tarafın ahlakilik dayatması sömürülen taraf için bir şey ifade etmemektedir. Bu ahlakilik dayatmasını İsrail’le beraber Batılı ve Doğulu entelektüellerde yapmaktadır. Bu dayatmaya karşı George Habbaş’ın “ahlak kurallarımız bizim devrimimizdir.” ifadesi doğru bir savunudur ve meselenin hakikatine vurgu yapmaktadır.

“Ahlak kurallarımız bizim devrimimizdir. Devrimimizi kurtaran, devrimimize yardımcı olan, devrimimizi koruyan şey doğrudur, çok doğru, çok onurlu, çok asil ve çok güzeldir, çünkü devrimimiz adalet demektir, evlerimizi geri almak demektir, ülkemizi geri almak demektir ki bu çok adil ve asil bir amaçtır.”[42]

George Habbaş’ın bu söylemi benimsemesindeki temel düşünce insanların düşüncelerini ve ahlak kurallarını içinde yaşadıkları koşulların belirlediğidir. Filistinlilerin eylemlerini eleştiren liberal dile sahip kimselere George Habbaş şöyle demektedir:

“Sabah uyanıp bir fincan sütlü nescafe içmiyoruz ve sonra aynanın karşısında yarım saatimizi İsviçre’ye uçmayı ya da bu ülkede bir ay, öbür ülkede başka bir ay geçirmeyi düşünerek geçirmiyoruz. Amerika ve İngiltere’de sizin sahip olduğunuz binlerce ya da milyonlarca dolara sahip değiliz. Her gün kamplarda yaşıyoruz. Eşlerimiz sabah saat 10’da mı, 12’de mi yoksa öğleden sonra saat 3’te mi geleceği belli olmayan suyu bekliyor. Sizin gibi sakin olamayız. Sizin düşündüğünüz gibi düşünemiyoruz.”[43]

Bu açıdan Filistinlinin yaşadığı koşulları yaşamadan empati yapmak mümkün değildir. Bu durum diaspora da yaşayan Filistinliler içinde geçerlidir. Bu nedenle Filistinlinin içinde yaşadığı koşulların doğurduğu ortamı bilmeden liberal dille Filistinlileri kınamak oldukça normaldir. Bu liberal dil Filistinlileri kınamakla birlikte gerçekleştirilen eylemlerin hiçbir fayda sağlamayacağını öne sürmektedir. Bu dile göre Vaat Edilen Cennet’teki Said ve Halid mantıksız bir işin içine girmiştir. Nablus’ta, Kudüs’te İsrail askerine bıçakla saldıran gençler kazanamayacakları bir mücadele vermektedirler. Böyle düşünen kimselere karşın eylemler Filistinliler için umut vericidir çünkü her eylem sömürgeciye darbe vurmaktadır. Filistin’de doğan her çocuğun göğsünü öpülesi bir neşter yarmış, oraya sahici bir yürek yerleştirmiş ve yerleştirmeye de devam etmektedir.

Sonsözü kendi dizelerimle özetlemek Filistin’de yaşanan dramın daha net anlaşılmasına imkan sağlayabilecektir.

göğ karanlık

kokusunu kanın duyumsayan yıldızlar

boşaltmış, ceylan gibi kaçışarak aslan sürüsünden

kalmış dolunay vakanivüs olma beklentisiyle

hatırlanacak acılar silsilesine

yeni acılar eklemek için.

asit yağmurunca yakarak deriyi, toprağı

ananın yüreğinden akan gözyaşı

saplar yüreklere kıymık

zelzeleye neden olur kargış

sömürüye sücud edenler helak.

Son Notlar

*Bu çalışma 06.02.2025 tarihinde kişisel blogumda yayımlanmıştır.

[1]Aktaran Çakmak, A. (2020). Düşmanlıklar Zamanı — Gassan Kanafani ve Filistin Direniş Edebiyatı. İstanbul: Zoom Kitap, ss. 17.

[2]Opuz, E (Der.). (2007). Filistin: Devrim Sürüyor- Filistin Halk Kurtuluş Cephesi. Çeviri: Akın Sarı ve Sosyalist Barikat çeviri kolektifi. İstanbul: Anka Kitaplığı, ss. 37.

[3]Massad J. (2020). “Nekbe’ye Direnmek”. Çeviri: Anonim. İştiraki Dergisi. Erişim: https://istiraki.blogspot.com/2020/05/nekbeye-direnmek.html [Erişim Tarihi: 15.05.2020].

[4] Massad, a.g.m.

[5]Rodrigo, N. (2018). “Frantz Fanon’un Gözüyle Filistin — III”. Çeviri: Anonim. İştiraki Dergisi. Erişim: https://istiraki.blogspot.com/2018/08/frantz-fanonun-gozuyle-filistin-iii.html [Erişim Tarihi: 11.08.2018].

[6]Rodrigo, N., & Omar, W. (2018). “Frantz Fanon’un Gözüyle Filistin — II”. Çeviri: Anonim. İştiraki Dergisi. Erişim: https://istiraki.blogspot.com/2018/07/frantz-fanonun-gozuyle-filistin-ii.html [Erişim Tarihi: 09.08.2018].

[7]Rodrigo, a.g.m.

[8]Opuz, a.g.e., ss. 40; Habbaş, G. (2007). “Zor ve Karmaşık Bir Dönemden Geçiyoruz”. Filistin: Devrim Sürüyor — Filistin Halk Kurtuluş Cephesi içinde. İstanbul: Anka Kitaplığı, ss. 195.

[9]Yaşar, T. F., Özcan, S. A., & Kor, Z. T. (2010). Siyonizm Düşünden İsrail Gerçeğine Filistin. İstanbul: İHH İnsani Yardım Vakfı, ss. 147

[10]İbrahim, N. (2007). “Hatalarımızı Düzeltmeye Çalışıyoruz”. a.g.e., ss. 121

[11]Anderson, P. (2007). Batı Marksizmi Üzerine Düşünceler. Çeviri: B. Aksoy. İstanbul: Birikim Yayınları; Anderson, K. B. (2014). Lenin, Hegel ve Batı Marksizmi. Çeviri: E. Günçiner. İstanbul: Yordam Kitap.

[12]Başkaya, F. (2011). Türkiye Soluna Soldan Bakmak. Doğu Batı Dergisi, 59, 157–166.

[13]Hacıoğlu, S. (2011). SSCB’nin Başarısızlık Sebebi Marksist Felsefe miydi?. Doğu Batı Dergisi, 55, ss. 288

[14]Krausz, T. (2018). Bir Siyasi Biyografi Lenin — Lenin’in Yeniden İnşası. Çeviri: İ. Erman. İstanbul: Kalkedon Yayınları.

[15]FHKC (2007). “Filistin Halk Kurtuluş Cephesi 5. Ulusal Kongresi Sonuç Bildirgesi”. Filistin: Devrim Sürüyor- Filistin Halk Kurtuluş Cephesi içinde. Çeviri: Akın Sarı ve Sosyalist Barikat çeviri kolektifi. İstanbul: Anka Kitaplığı.

[16]Euronews (2023). “İsrail’in hedef aldığı Filistin İslami Cihad Örgütü nedir, ne zaman kuruldu?”. Erişim: https://tr.euronews.com/2023/10/18/israilin-hedef-aldigi-filistin-islami-cihat-orgutu-nedir-ne-zaman-kuruldu [Erişim Tarihi: 18.10.2023].

[17]Durdu, B. (2022). “İsrail saldırısındaki Filistin İslami Cihad Hareketi (FİC) kimdir?”. Erişim: https://www.gzt.com/infografik/tvnet/israil-saldirisindaki-filistin-islami-cihad-hareketi-fic-kimdir-13022 [Erişim Tarihi: 09.08.2022].

[18]Şallah R. A. (1999). “Filistin Mücadelesinde İslami Cihad’ın Rolü -1”. Haksöz Dergisi, 97. Erişim: https://www.haksozhaber.net/okul/filistin-mucadelesinde-islami-cihadin-rolu-1-2358yy.htm

[19]al-Ghoul, A. (2013). “Özel Haber: İslami Cihad Filistin Siyasetindeki Rolünü Gözden Geçiriyor”. Erişim: https://www.al-monitor.com/tr/contents/articles/originals/2013/05/islamic-jihad-palestine-political-civil-involvement.html [Erişim Tarihi: 09.05.2013].

[20]Kayacan, M. (2002). “Filistin İslami Direniş Hareketi ve Cihad Kavramı”. Haksöz Dergisi, 130. Erişim: https://www.haksozhaber.net/okul/filistin-islami-direnis-hareketi-ve-cihad-kavrami-3240yy.htm

[21]Şallah, a.g.e.

[22]Sing, M. (2021). “Silah Arkadaşları: Filistinli Maoistler Nasıl Cihadist Oldular”. Çeviri: Anonim. İştiraki Dergisi. Erişim: https://istiraki.blogspot.com/2021/05/silah-arkadaslar.html [Erişim Tarihi: 28.07.2021].

[23]a.g.e.

[24]Yaşar vd., a.g.e.

[25]a.g.e., ss. 145.

[26]Doyran, E. (2006). Bir Direniş Hareketi Olarak Hamas. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: Yıldız Teknik Üniversitesi, ss.58

[27]Ebu Halil, E. (2014). “Filistin Direnişinin Evrimi”. İştiraki Dergisi. Erişim: https://istiraki.blogspot.com/2014/08/filistin-direnisinin-evrimi.html [Erişim Tarihi: 08.08.2014].

[28]Özdemir, A. Y. (2023). “İntifada’dan Aksa Tufanı’na Hamas’ın Dönüşümü”. Erişim: https://www.perspektif.online/intifadadan-aksa-tufanina-hamasin-donusumu-1/ [31.10.2023].

[29]Hamsici, M. (2023). “Filistinli örgütler ve aralarındaki farklar: El Fetih, Hamas, İslami Cihad, FHKC ve diğer gruplar hakkında neler biliniyor?”. Erişim: https://www.bbc.com/turkce/articles/c0x63nql1wyo [Erişim Tarihi: 30.10.2023].

[30]Şark’ul Avsat (2023). “Şark’ul Avsat Özel: Gazze’de Savaşan Filistinli Örgütler”. Erişim:https://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/4721576-%C5%9Farkul-avsat-%C3%B6zel-gazzede-sava%C5%9Fan-filistinli-%C3%B6rg%C3%BCtler [Erişim Tarihi: 11.12.2023]

[31]Hamsici, a.g.m.; Şark’ul Avsat, a.g.m.

[32]Independent Türkçe (2023). “Geçmişten bugüne… Cenin Mülteci Kampı’nda ne değişti?”. Erişim: https://www.indyturk.com/node/645651/d%C3%BCnya/ge%C3%A7mi%C5%9Ften-bug%C3%BCne%E2%80%A6-cenin-m%C3%BClteci-kamp%C4%B1%E2%80%99nda-ne-de%C4%9Fi%C5%9Fti [Erişim Tarihi: 11.07.2023].

[33]BBC (2023). “Aslanlar Yuvası: ‘Genç öfkeli ve işgal karşıtı’ yeni Filistinli milis gücü”. Erişim:https://www.google.com/amp/s/www.bbc.com/turkce/articles/crge4x39575o.amp [Erişim Tarihi: 11.03.2023].

[34]Bulut, F. (2022). “Filistin’de hayalet misali bir direniş odağı: Aslanlar Yuvası”. Erişim: https://www.indyturk.com/node/567376/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/filistinde-hayalet-misali-bir-direni%C5%9F-oda%C4%9F%C4%B1-aslanlar-yuvas%C4%B1 [Erişim Tarihi: 23.10.2022]

[35]Hamsici, a.g.m.; Bianet (2023). “Aksa Tufanında yer alan Filistinli örgütler kimlerdir?”. Erişim: https://bianet.org/haber/aksa-tufaninda-yer-alan-filistinli-orgutler-kimler-286208 [Erişim Tarihi: 12.10.2023].

[36]Taştekin, F. (2021). “Filistin: İsrail’in ezberini bozan direnişin yeni profili”. Erişim: https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-57166785 [Erişim Tarihi: 19.05.2021].

[37]Taştekin, a.g.m.

[38]a.g.m

[39]Abu Dagga, M., & Faris, M. J. J. (2007). “Emperyalizm Yenilecek Biz Kazanacağız!”. Filistin: Devrim Sürüyor- Filistin Halk Kurtuluş Cephesi içinde. Çeviri: Akın Sarı ve Sosyalist Barikat çeviri kolektifi. İstanbul: Anka Kitaplığı, ss. 278

[40]Salaita, S. (2023). “Filistin her şeyi anlatıyor”. Erişim: https://vesaire.org/filistin-her-seyi-anlatiyor/ [Erişim Tarihi: 23.10.2023].

[41]Ebunima, A. (2023). “Hamas’a Dair Liberal Dil”. Çeviri: Anonim. İştiraki Dergisi. Erişim: https://istiraki.blogspot.com/2023/10/hamasa-dair-liberal-dil_0220426402.html [21.10.2023].

[42]Habaş, C. (2023). “Corc Habaş: Ahlak kurallarımız devrimimizdir”. Çeviri: E. Çete. Erişim: https://www.marbutahaber.com/ortadogu/filistin/corc-habas-ahlak-kurallarimiz-devrimimizdir/ [Erişim Tarihi: 10.10.2023].

[43]Habaş, a.g.e.

Yorum bırakın